Gezgin dayımız Atilla Ege ve eşi Nihal Ege gezmek için yaratılmışlar sanki. Bir duyuyoruz Çin’de bir duyuyoruz Meksika’da… Hep seyehat halindeler. 936 dünya mirasından 706’sını gören  ve rekora doğru ilerleyen Atilla Ege’nin gezi notları Nihal Ege’nin kaleminden artık Kokosh Girl Gezi kategorisinde sizlerle:)
SONY DSC

14 Şubat 2013 Sevgililer gününde Türkiye’den ayrılarak başladığımız uzun Meksika gezimizde, 4 Mart 2013 günü Mexico City’nin 100 km kadar kuzeyindeki El Rosario bölgesine vardık. Geliş nedenimiz bu günlerde hala buralarda olan ve göç etmeye hazırlanan, Monarch kelebeklerini görmek… Monarch kelebekleri bu yörede, 2600 – 3300 metre yükseklikte endemik bir çam ağacı türü olan Oyamel Fir üzerinde yaşamaktadır.

 

Kelebeklerimizi görebilmek için belli bir noktaya kadar otomobil ile geldik. Tam zirveye ulaşmak için  yaklaşık 1000 basamak çıkmamız yada ata binmemiz gerekti. Eşim Atila Ege merdivenleri, ben ve arkadaşlarımız Lale ve Ömer Aşkar çifti atı tercih ettik. Yollarımız bu noktada ayrıldı. At sırtında bile çok zorlu bir tırmanışı gerçekleştirdik. Merdiven yolunu tercih eden eşimi merak etmeden edemedim. Sonunda zorlu yollarımız buluşma noktasında kesişti. Yolda gördüğümüz harika doğa manzaralarını birbirimizle paylaşarak, Monarch kelebeklerinin bulunduğu yere kadar biraz daha tırmandık. Yol boyunca rehberimiz bu yörede yaşayan yerli halkın, çok sayıda ağaç kestiğini, bu nedenle kelebeklerin yaşam alanlarının daraldığını anlattı. Bu kelebekler, 2008 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine alındığından bu yana yerli halka gelir kaynağı yaratacak pek çok sosyal proje üretildiğini anlattı. Böylece yerli halkın gelir amacı ile ağaç kesmesi önlenmiş .

 

 Monarch kelebeklerinin yaşadığı bölgeye vardığımızda ilk gözümüze çarpan çok sayıda ve dilde yazılmış “Lütfen sessiz olunuz” uyarı levhaları oldu. Sessizlik sağlandığında ise duygulandıran bir yağmur sesi doldurdu kulaklarımızı. Yağmur yok yağmur sesi ne ola ki diye bakınırken inanılmaz manzara karşısında hayretle birbirimize baktık. Karşımızda bildiğimiz ağaç gibi görünen ama kelebeklerden yapılmış ağaçlar duruyordu. Yöreye özgü çam ağaçlarının gövdeleri, dalları hatta iğne yaprakları, iri turuncu renkli kelebeklerden oluşmuştu. İşittiğimiz yağmur sesi milyonlarca ipek kelebek kanadının çırpılışından geliyordu. Duygulanmış, şaşırmış ve birazda sarsılmış olarak dakikalarca kıpırdamadan bu harikulade doğa olayını seyrettik.

 

Yerlerde, alçak çalıların üzerinde binlercesi ise ölmüş veya ölmek üzere idi. Çevremizde uçuşan, üzerimize şapkalarımıza konan onlarcası bizi heyecanlandırırken, ölmüş olanların görüntüsü hüzünlendirdi. Neden sonra kendimize gelip fotoğraf çekmeye başlamayı akıl edebildik. Rehberimiz, ölenlerin sadece erkek kelebekler olduğunu, dişilerin ise yavrulamak için hayatta kaldıklarını anlattı. Hatta sadece erkeklerin kanatlarında iki minik siyah benek olduğunu söyleyerek, ölenlerin erkek olduğunu bizzat gösterdi. Bu içine girdiğimiz büyüleyici güzellikteki kelebek dünyasından istemeyerek ayrıldığımızda güzelliklerinden büyülenmiş, seslerinden duygulu ve ölümlerinden hüzünlü idik. Dönüş yolunda rehberimiz, Monarch kelebeklerinin Kanada ile Meksika arasında 4 kuşaklık bir süreye yayılan inanılmaz, mucizevi göç öyküsünü anlattı.
Kanadalı doğa bilimciler tarafından yapılan inceleme ve araştırmalar yaklaşık 35 yıl kadar sürmüş. Genetik biliminin şu anda bilinen, konusunda tek mucizevi örneği olan Monarch kelebekleri Kanada’nın güney doğu bülgelerinde bilhassa Büyük göller ve Quebec civarında  yaşıyor fakat kışı Meksika’nın El Rosario bölgesi ve civarında geçiriyorlar. Sayıları 60 milyon ile 1 milyar arasında değişen kelebekler, Kasım-Mart ayları arasında gruplar halinde endemik çam ağaçlarının çevresinde ve üzerlerinde yaşıyorlar. Çiftleştikten sonra erkekleri ölüyor, öyle ki orman tabanı turuncu renkli bu güzel kelebeklerin kanatları ile kaplanıyor. Dişiler ise Mart ayının ilk haftasından itibaren gruplar halinde ve farklı güzergahlardan göç etmeye başlıyorlar. Bir hafta içerisinde tüm kelebekler bölgeyi terk ediyorlar.

 

Dişi kelebekler, gruplar halinde uçarak Amerika Birleşik devletlerinde değişik bölgelerde konaklıyorlar ve yumurtluyorlar. Onlarla beraber yola çıkan sağ kalmış erkek kelebekler ise yollarda ölüyor. Yumurtadan çıkan kurtçuklar krizalit  aşamasını da tamamlayıp  yavru kelebekler olarak  kozalarından çıktıklarında anne kelebekler ölüyorlar. Birinci kuşak  kelebekler, erişkin olduklarında çiftleşiyorlar, erkekler ölüyorlar ve dişi kelebekler  göçe devam ederek, hiç bilmedikleri kendi gruplarının göç yolunun  bir bölümünü daha tamamlıyorlar ve yetişkin ömürleri sadece 4 hafta. Göç yolları üzerinde bir etabı daha uçan dişi  kelebekler, konaklıyorlar, yumurtluyorlar, yavrular kelebek haline geldiklerinde anne kelebekler yine ölüyorlar. İkinci kuşak kelebekler erişkin hale geldiklerinde  çiftleşiyorlar ve erkekleri ölüyor, dişiler  yine yola çıkıyorlar ve kendi gruplarının göç yolunun bir bölümünü daha uçuyorlar. Vardıkları konaklama noktasında, yumurtluyor ve yavrular kelebek olunca ölüyorlar. Üçüncü kuşak kelebekler gruplarının yolu üzerinden  Kanada’da kendi  bölgelerine vardıklarında yumurtluyorlar ve yavrular erişkin kelebekler haline geldiğinde anne kelebekler ölüyorlar. Bu yol hikayesi yaklaşık 4 er haftalık ömürleri olan 3 kuşak boyunca Quebec’e kadar devam ediyor.  Meksika’dan yola çıkan Monarch Kelebeklerinin  bazı grupları Kaliforniya üzerinden, bazı grupları ise Amerika Birleşik Devletlerinin orta ve doğu bölgelerinden uçarak göç yollarına devam ediyorlar. Dişi kelebeklerin göç yolları üzerinde konakladıkları ve yumurtladıkları her bölgede Milkweed sütotu denilen sütlü otlar yetiştiği ve yavru kurtçukların bu otları yiyerek büyüdükleri biliniyor. Milkweed sütotlarının yapısında bulunan bazı maddeler kelebek kurtçuklarına geçerek, kuşlar ve bazı memeliler için zehirli veya yenilemez tatda olmalarını sağlıyor. Bu ise uzun ve zorlu göç yollarında başka canlılara yem olmalarını önlüyor.

 

Kanada’nın Quebec bölgesinde büyüyen 4. kuşak , ömrü 9 ay olan güçlü ve uzun ömürlü kuşaktır. Bu kuşağın erkek ve dişi üyeleri, Ağustos sonuna kadar Kanada da yaşıyor ve Ağustos ayı sonlarında yine gruplar halinde ve her grup yine kendi yolunu izleyerek ve durmaksızın günde 100 km yol alarak Meksika’nın El Rosario bölgesine geliyorlar. Uçuşları esnasında kuzeyden güneye doğru esen hakim rüzgarlar uçuşlarını kolaylaştırıyor. Grupların bu yolculuğu uçma güzergahlarına göre 35-50 gün sürüyor.  El Rosario ve çevresinde, 4 kuşaklık göç periyodunun bir sonrakini başlatmak üzere yerleşiyor, Mart  ayının ilk haftasına kadar yaşıyor ve çiftleşiyorlar, erkekler ölmeye başlıyor ve dişiler göçe hazırlanıyor.

 

Canlıların göç araştırmalarını yapan bilim adamlarına göre alışılmış olan, göç eden canlıların yavrularının genetik kodlarında hiç bilmedikleri göç yolunu geri gidebilme yetisinin bulunmasıdır. Ama göç yolunun farklı bölümlerini farklı kuşaklarla geçmek dünyada bu güne kadar benzerine rastlanmamış bir olaydır.

 

Ayrıca bu göç planına uygun olarak 4. kuşak kelebeklerin ömrünün, diğer kuşakların 4 haftalık ömürleriyle kıyaslanamayacak bir şekilde 9 ay gibi bir süreye uzaması da anlaşılması zor bir olaydır. Dünyada Avustralya, Yeni Zelanda, Mairutus gibi başka bazı yerlerde de rastlandığı belirtilen bu güzel kelebeğin, UNESCO Dünya Mirası Listesine alınarak korunan , Monarch kelebeklerinin 4 kuşaklık Genetik Mucizesinin şaşırtıcı hikayesi işte böyle idi.

 

İnanılmaz ve benzerine bu güne kadar  rastlanmamış bir doğa olayını yerinde ve gözlerimizle görüp bizzat yaşamış olmanın heyecanı ile yaklaşık 1000 basamağı indik ve yeni güzelliklere doğru yola çıkmak üzere ve El Rosario dan ayrıldık.

Yazan: Nihal Ege
www.dunyamirasigezginleri.com