“Geliyor musun? Yoksa geliyor musun?

Ateş duvarından içeri giriyorum.
Kendimi duvardan geçerken görebiliyorum,
Alevlerin içine,
Etrafımda bir çember
Sonra alevler beni sarıyor.
Lie duvardan içeri atlıyor.
Sadece ikimiziz
İki beden
İki nefes
Alevler diyarında iki alev…”

Bu yazıyı ya da Sarı Ay hakkında yazılan herhangi bir yazıyı okuduktan sonra muhtemelen kendinizi hangi gün oyuna gideceğinizi planlarken bulacaksınız.

Geçen hafta  Bilsar’ın Türkiye’ye getirdiği Amerikan markası An Original Penguin’in evsahipliğinde Maçka Gmall’daki Dot tiyatrosundaydık. DOT’un yeni sezon oyunlarından biri olan Sarı Ay, David Greig’in kaleme aldığı çağdaş bir “Bonnie and Clyde” masalı… Pınar Töre’nin sahneye koyduğu oyunda Gizem Erdem, İbrahim Selim, Kaan Turgut, Su Olgaç ve Ayşecan Tatari rol alıyor. Oyunun konusuna gelecek olursak Sarı Ay, çevresindekilerden ve kendilerinden kaçan, kaçtıkça kendini bulan kayıp bir kuşağın hikayesi.

İlk içeri girip, yerlerimize oturduktan sonra ortada ısınma turları yapan oyunculara diktik gözümüzü. Ama öyle bacak rahatlatma filan değil, jimnastik gösterisi yapacaklarını filan zannediyorsunuz:) Oyun başladıktan sonra o bedenler ile tren de oldular, ay da, İskoçya’nın dağlarına da tırmandılar, zorlu bir yolda araba da kullandılar… Bir şapka, dört sandalye ve dört oyuncu ile harika bir görsellik yaratan, bedensel dile dayalı bu oyunda oyuncular oyunun bir dekoru haline gelerek unutamayacağınız dakikalar yaşamanıza neden oluyor.

Oyun sonrası herkes birbirine şaşkınlıkla bakarken küçük bir kokteylde bulduk kendimizi. Bizce Tanıtım’ın harika organizasyonu ile şarap kadehlerimiz, peynir tabaklarımızı alarak bizi kendilerine hayran bıraktıran oyuncularla sohbet edip, tebrik etme şansımız oldu.

Her sahnesiyle zihinlerinize kazınacak bu oyunu mutlaka gidip görmelisiniz.

Oyunla ilgili detaylı bilgi için:  http://www.go-dot.org/?p=1125